Tutunamayanlar’ın sonlarına doğru bir kâbus-rüya fantazm akışı var, seksen sayfa kadar süren. Ulysses’i daha rahat okumuştum, işin doğrusu.

Bir inşaat mühendisi hem aşık, hem de inşaata kafa yorarsa, bir de üstüne üstlük deha seviyesinde yaratıcılığı olan bir romancıysa, işte bu akış beliriyor. Beni yıkın, yapsatçılara verin.

“beni yıkın artık Günseli derdi üstünüze çökmeden yıkın beni yerime cam mozayık cepheli bir apartman yaptırırsınız size iki daire onbin lira da para verirler geçinir gidersiniz çok beklemeyin sonra üstümden yol geçirirler belediyeden metelik alamazsınız fena mı iki daire birinde oturursunuz birini kiraya verirsiniz üst katımda oturun alt katımı kiraya verin sağlığımda bir işe yaramadım hiç olmazsa enkazımdan bir şeyler kazanırsınız eski bir ahşap ev olmak hoşuma giderdi yıkıcıya verirsiniz kalıntılarımı derdi oradan da bir kaç kuruş geçer elinize adamlar gelirler kapılarımı camlarımı tahtalarımı birer birer sökerler tuğlalarım bile işe yarar işe yaramayan kısımlarımı da bir kamyona koyar götürürler o kısımlarım bile işe yarar bir çukuru doldurur sonra bir dozer gelir bir düzeltir al sana yeni bir arsa sağlığımda iyi kötü taraflarımı yıkıcıların yaptığı gibi ayıklayabilseydim belki içimde oturulabilirdi fakat masrafa değmez hangi tarafımı tamir ettireceksiniz yıkıp yeniden yapmak daha ucuza gelir” 


Atay, Oğuz. Tutunamayanlar, s. 527
Facebook Comments

Leave A Comment

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.