Sosyoloji’ye dair alan adlarını bir kısım çakal vaktiyle almış, sosyolog.org/com/net filan her biri 10bin lira civarından başlıyor.

Arkadaş, sosyologlar uzantılarına bile sahip çıkamıyorlar belli ki. Türkiye’nin mesleki örgütlenmesi en zayıf, en üzücü ve üstüne üstlük en yaygın uzmanlık alanlarından birisinden bahsediyoruz, Akademinin son yirmi yıldaki büyümesinin yegâne mümessillerinden.

Bu tabii başka bir sorun, yani İstanbul Üniversitesi ve Dil-Tarih-SBF-ODTÜ ekolünün birbirinden zerrece hazzetmemesinin ürünü. Psikologlara bir sorun bakalım, açıköğretimde lisans derecenizi vermeye karar verdik diye, dünyanızı başınıza yıkıyorlar mı, yıkmıyorlar mı? (Psikoloji bölümünde çalıştığımdan, bir yığın psikolog da tanıdığımdan ötürü, yıkacakları kesin.)

Beş altı senedir söylüyorum, olgunlaşma enstitüsünün işlevini görüyoruz, normalde evlenecek, çok büyük bir kısmı taşradan/periferiden gelecek insanları dört yıl daha üniversitede tutmak görevi ifa ediyoruz; karar vericilerin ciddi bir kesiminin de sosyolojiye böyle bir işlev biçtiklerini biliyorum.

Google’a sosyoloji yazıp onuncu sayfaya kadar geldim, daha gaziantep sosyolojiden eser yok; dokuzuncu sayfada Sosyoloji Derneği var, bildiğim tek meslek derneğimiz. Onun da dergisinin logosu da, tasarımı da benim lisans öğrencisi olduğum zamanki gibi hâlâ: muhafaza etmekten ziyade, ciddi bir reforma ihtiyaçları var gibi.

Evet, çok daha ciddi ve çok daha büyük sorunlarımız var. O sorunlar yarın düzelmeyecek, belki on yıl sonra bile düzelmeyecek. Ama düzeltebileceğimiz, kısa vadede el atabileceğimiz başka şeyler var. Ortalama bir yüksek lisans öğrencisinin herhangi bir makale hakkında sıfır illiyet sahibi olması var mesela. İyi makale nereden bulunur, sosyolojik kanon nedir, nereden başlar, bunlar hakkında sıfır fikir sahibi olmaları var.

Ben nicel çok az çalıştım ama, z-testi, ANOVA, regresyon deyince, yüzüme tuhaf bir dilde konuşuyormuşum gibi bakan öğrenciler var mesela. Mesela mesela, tezinin/projesinin istatistiki örneklemini kartopu yöntemiyle bulacağını iddia edenler var; 1800 kişiyle görüşünce nasıl tüm Türkiye’yi temsil eden anket yapacağınızı, en az 15-20bin insanla görüşmeniz gerektiğini söyleyen insanlar.

Sosyoloji dünyası diye bir site var mesela. Öğrencilerin bu tuhaf ödevleri nereden bulduklarını merak ederseniz bakabilirsiniz.

Neyse, arada, karavanadan sosyolojik.org‘u buldum. Bakalım ne işe yarayacak.

Hâlâ, kitaptan, basılı mecradan bahsedenlere, bitirme tezi yazan bir öğrencimin bulgusundan bahsetmek istiyorum. Basılı metin okuyan öğrenci yok, gazete satın alan öğrenci sıfır, akıllı telefonu olmayan da yok.

Dijital teknolojiler ve sosyolojik düşünme/araştırma yöntemleri diye bir ders açmayı da düşünüyorum, bakalım.

Facebook Comments

Leave A Comment

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.